"Enter"a basıp içeriğe geçin

Küllerinden Doğan Anka Kuşu

Hiç bir şeyin Rastlantı olmadığını bilen ben, her şeyin olması gerektiği gibi Biçim aldığına inanan ben ilk Defa böylesine geri arkaya Rastlantı kelimesinin gerçeğinin dışına çıkarak “olmaz böyle şey” der gibi bu hikâyeyi fazlaca duydum nihayet zamanlarda…

fazla uzaklardan bir ses, bir hoş erk olsa lazım kendisi… Bana bu senenin nihayet sürpriz irticalen tanımını yaparak Anka Kuşu’nun hikâyesini hatırlattı…
Bende bu senenin nihayet hoş yazısını bu betimlemeden çok etkilendiğim için böyle yazarak kapatmak istiyorum.

Küllerinden doğan başka bir deyişle, Zümrüdü Anka kuşu öleceğini hissettiği vakit kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve hiçbir vakit ne olduğu anlaşılmayan bir yapışkanla yuvayı sıvar, yuvanın içinde ölümü bekler.

Ta ki güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp, kuru dalları yakıncaya kadar… Simurg oluşturduğu yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar.
Bu kısır döngü sürerken, kuşların başına bir gün öyle bir talihsizlik gelir ki, Simurg’tan yardım istemeleri gerekir. Aniden Simurg’un uzun müddettir hiç görünmediğini ayrım ederler. Öyle çok beklerler ki yuvasından çıkıp havalanacağı hatıra. nihayetinde umudu keserler. Tam her şeyin bittiğini düşündükleri bir anda, çok uzaklardaki bir ülkede, Zümrüdü Anka kuşunun kanadından bir tüy yer alır. Umutları yeniden yeşeren bütün kuşlar, birlik olup Simurg’un yuvasına gitmeye karar verirler.

Ancak Zümrüdü Anka kuşu yuvası, etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf Dağı’nın tepesindedir. Oraya erişmek için, yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekmektedir. Bu vadiler öyle zorludur ki, yolda bir sürü kuş kaybolur.

1. Vadi: İrade vadisi


Burası kuşlar için bir cennettir. Aradıkları her şeyi istem, istenç vadisinde bulurlar. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini ayrım ederler. Sınırlar yoktur. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabileceklerdir. İnsanları anlatan masallardaki gibi; çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi dahi olabileceklerdir.
Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılır, öyle çok şey ister ki, bu vadide bir sürü yitik verilir.

2. Vadi: sevi vadisi


Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplar. Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanarlar.
Gözleri kör olmuştur. Kapılırlar, sürüklenirler ve gözden kaybolurlar.

3. Vadi: bilgisizlik vadisi


Bu vadide her şey hoş gelir gözlerine. Anka kuşunu dahi unuturlar. Nereye gittiklerinin hiç bir önemi yoktur.
Orada da sema, burada da gökyüzü… İlginç nesneler görürler, ancak ne olduğunu sorgulamazlar. Önemsemedikçe düşünmemeye başlarlar.
Düşünmedikçe unuturlar Unuttukça yükleri hafifler ve artık amaçsızca gülümsemeye başlarlar

4. Vadi: İnançsızlık vadisi


Vadiye girdiklerinde Aniden her şey manasını yitirir. Simurg’u bulmanın hiç bir şeyi değiştirmeyeceği inancına kapılırlar.
net öleceklerini sav edenler, Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler, bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler vardır. Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü, hepsinin başına özdeş şeyin geleceğini bağıra bağıra söylerler.
bütün bu olanlardan sonra kuşların birçoğu yolu tamamlayamayacaklarını veya tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri döner.

5. Vadi Yalnızlık vadisi


Vadiye giren bütün kuşları korku salar. Bulundukları yerde yalnızca kendileri varmış gibi endişeye kapılırlar. Acıkan yalnızca bizzat karnının doymasını düşünür.
Biricik başına avlandığı için de başarılı olamayıp henüz büyük hayvanlara yem olur. Her biri bizzat başına Devinim etmeyi seçer ve yönünü Biricik başına bulmaya çalışır.
Kendilerini kimse yokmuş gibi, yapayalnız hissederler. Milyonlarca kuşun özdeş erek için uçmakta olduğu akıllarının ucundan dahi geçmez.

6. Vadi: Dedikodu vadisi


Kuşlar, vadiye girdiklerinde her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlarlar. En arkadaki kuş, Simurg Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söyler. Öndeki kuş bunu duyar ve yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söyler.
Bir öndeki kuş bunu duyar, yanan tüyleri çıkmadığı için Anka kuşunun gizlendiğini söyler.
Bir öndeki kuş bunu duyar, morali bozuk olduğu için Simurg’un, saklanırken, onu görenlere ziyan verdiğini söyler.
henüz öndeki kuş bunu duyunca, herkese ziyan veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söyler.
En öndeki kuşa, gitmeye lazım kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelir.
oldukça fazla kuş söylentilere inanarak geri döner.

7. Vadi: Ben vadisi


Bütün kuşlar ‘’Ben’’ vadisine girer girmez, içlerinde değişiklik bir Duygu uyanır. bazı başka kuşun kanadını eleştirmeye başlar, bir Öteki her şeyi bildiğini sav eder. Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa Menfaat. Her kafadan bir ses çıkmaktadır.
Herkesin fikri vardır ve hepsi de söyleyen için doğrudur.
adeta milyonlarca ayrımlı yol varmış gibi…
Hepsi en önde önder olmak ister, öne geçmek için birbirlerini ezip dururlar. Ta ki vadiden çıkana, “Ben”den uzaklaşana dek…

Ve nihayet vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye yalnızca 30 tanesi kalır.
Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş, yuvaya vardıklarında Zümrüdü Anka kuşunun “otuz” demek olduğunu öğrenirler. başka bir deyişle kalan kuşların hepsi Simurg’tur.

nihayetinde sırrı, sözcükler çözmüş: “Si”; “otuz” demektir, murg” ise “kuş”. Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “Simurg – otuz kuş” demekmiş. Onların hepsi Simurg”muş. Her biri de Simurg’muş. 30 kuş, süreçler ki, aradıkları sultan kendileridir ve harbi yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Kurtarıcı, bilge, kusursuz kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır.
İradesine Yargıç olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep beraber Devinim edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı seçenek etmeyen, dedikodu yapmayan ve en ehemmiyetlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur.

30 kuşun aradığı kendileridir ve harbi yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.
Anka’nın en yaygın özelliği, kimseye muhtaç olmadan bizzat başına yaşadığı için kanaati temsil etmesidir.
Bundan kinaye olarak kanaat sahiplerine “ankāmeşrep”, “ankā-tabiat” denir.

Kaf Dağı gibi efsanevî bir yerde yaşadığı için bu kelimeyle beraber Muhtelif şekillerde kullanılır.
“Kāf-ı kanâat beklemek” tabirinde görüldüğü üzere kanaat sahibi ve alçak gönüllü, her şeye ve herkese eğilmeyen, kimseye minnet etmeyen, uzlete çekilmiş kişileri Anlatım eder:
“Cîfe-i dünyâ değil kerkes gibi matlûbumuz
Bir bölük ankālarız Kāf-ı kanâat bekleriz”
(Fuzûlî)



İsmi Mevcut cismi yok olduğu için bu sıfatla anılmak istenen şeyler için de kullanılır:
“Bî-vücûd olmak gibi yoktur cihânın râhatı
Gör ki sîmurgun ne dâmı Mevcut ne de sayyâdı var”
(Râgıb Paşa)

Gene bu özelliği nedeniyle kimseden bir şey beklemeden darda kalan herkese yardım eden bir varlık hüviyeti kazanır.
Kaf Dağı’nı aşabilmek ve göğe yükselebilmek için Anka’ya binmek gerekir.
Bu profil alıntı olmakla beraber yazılı arşivlerdir…

Kalemimden…

harbi bir yolculuk nedir, nasıl yapılır diye yıllarca düşünüp hep gezdiğim ülkeleri birer birer kayda aldım. Bazen yazıya döktüm sonralarda resimlemek istedim… fakat kendimi her vakit biraz Noksan biraz da ayak bastığım yerleri unutarak geçirdiğimi hep hissettim…

Köklenmek veya tam tersi bir Duygu içinde geçirdiğim vakit dilimi bana kalemi kâğıdı hiç bıraktırmadı. Hep yazdım hep. nihayetinde da ortaya benden bir ben çıktı.
Kalben hep bilirsiniz bir yerlere değin olmak duygusu ne denli insanı yoran bir histir.
Benim için tam da bu kelimenin yargı sürdüğü bir senenin sonundayım artık.
Ve kendime söylediğim oldukça fazla hoş şeyin içinde artık nereye değin olmadığımı bilmekte Mevcut. Ve nerede Mesut olacağımı da.

fazla Irak sayılmasa da Gene de uzaklardan bir ses bana bu hikâyeyi beni benle yüzleştirerek hatırlattı.
Bunu duyduğum Lahza “küllerinden doğmak” ne tatlı bir deyim diye düşünmüştüm.
fakat ertesi bunu düşünmekle geçirdiğim vakit dilimi hiçte öyle değildi.

Bana tekrardan beni hatırlattı. Ne zamandan beri ben nerelerdeydim, sebep gitmiştim ve sebep Irak kalmak içime böylesine işlemişti…
Bunlar birer sual olarak burada kalacak olsalar da benim için hepsinin artık hoş bir cevabı Mevcut.
Aradığın kendinsindir ve harbi yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

Bu yolculukta bana şu saniyeye kadar eşlik eden yer yer kanadımı kıran, bazen de bana tekrar uçma isteği veren her bir enerjiye ne kadar teşekkür etsem az.
Bazen nedenlerin içinde kaybolmanın dahi müthiş bir birleştirici gücü Mevcut.